Salı, Ekim 22

Saadet Partisi Geleneksel İftar Yemeği

Swiss Otel’de düzenlenen iftar programına Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak’ın yanı sıra D-8 ülkelerinin büyükelçileri, İslam ülkelerinin büyükelçileri, müsteşarları, siyasi ateşeleri, İslam ülkelerinde etkili olan basın kuruluşları da iştirak etti. Programa İran’dan Bosna Hersek’e, Filistin’den Somali’ye, Kazakistan’dan Bahreyn’e kadar bir çok İslam ülkesinin temsilcisi katıldı. İftar programına ayrıca Saadet Partisi Onursal Genel Başkanı Recai Kutan, Diyanet İşleri Eski Başkanı Lütfi Doğan, Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcıları, GİK Üyeleri ve Genel Başkan Danışmanları da katıldı. İftar öncesi konukların masalarını tek tek gezen Kamalak, misafirlerine ‘hoş geldin’ dedi.

İftar sonrası kısa bir konuşma yapan Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kamalak, konuşmasının başında Ramazan ayının önemine değindi. Kamalak, “Ramazan, başı rahmet, ortası mağfiret, sonu necat olan mübarek bir aydır. Kur’an-ı Kerim, dünya semasına bu ayda indirilmiştir. Bu ay kardeşliğin ve huzurun tesisi için bir yandan ibadetin, diğer yandan yardımlaşmanın arttığı bir ay olmalıdır. Bu çerçevede Somali’deki kardeşlerimizin karşılaştığı açlık ve sefaletin izalesi için yardım çağrılarına katkıda bulunmalıyız. Bazı ülkelerde meydana gelen kargaşaların durdurulması için sağduyu ile hareket etmeliyiz” dedi.

İngiltere’deki ayaklanma dehşet verici

Kamalak, son günlerde bazı İslam ülkelerinde meydana gelen hareketler ve Norveç’te yaşanan katliam sonrası dünyanın sürüklendiği durumun dehşet verici olduğunun altını çizerek, “Bir kısım kardeş Müslüman ülkelerde meydana gelen hareketlere ilaveten Norveç’te yaşanan katliam ve son günlerde İngiltere’deki ayaklanma ve yağma, dünyanın içine sürüklendiği durum itibarı ile dehşet vericidir. Bu gelişmeler ahlaki ve manevi temellerden yoksun, adalet duygusunun ve adil bir paylaşımın olmadığı topluluklarda kalıcı bir huzurun sağlanamayacağının açık bir delilidir. Görülüyor ki ne Siyonizm ne de onun kurduğu Komünizm dünya barışına hiç bir katkı sağlamamıştır. 1989’da Sovyetlerin dağılması, Komünizm’in çöküşü olarak görüldü. Böylece soğuk savaş dönemi bitmiş, dünya tek kutuplu hale gelmiştir. Komünizm’in çökmesinden hemen sonra NATO’nun strateji değiştirmesi, İslam’ı ve İslam ülkelerini, düşman olarak değerlendirmesi dünyada yeni bir durum meydana getirdi” diye konuştu.

11 Eylül 2001 hadiseleri bahane edilerek, ABD Başkanı’nın ifadesiyle yeni  bir Haçlı Seferi’nin başlatıldığını da hatırlatan Saadet Lideri Kamalak, sonrasında ise Afganistan ve Irak’ın işgal edildiğini söyledi. Kamalak, “Her iki ülkede milyonlarca insan katledildi; binlercesi hapishanelerde işkence ve tecavüzlere maruz kaldı.  İslamafobia planlı bir tarzda Batı toplumlarına bir zehir gibi zerkedildi. Bu süreçte İslam’a, İslam Peygamberi’ne ve Müslümanlara karşı basın yoluyla saldırılar oldu. Minareleri dahi yasaklamak için kanunlar çıkarıldı. Müslüman’ca giyinen genç kızların okumalarına bile engeller getirildi. Bütün bu gelişmeler neticesinde Batı âlemi hiç beklemediği tepkilerle kaşlaştı. Norveç’te de bir gencin 80’den fazla insanı hunharca katletmesi ve İngiltere’de meydana gelen sokak kargaşası ve talanları, kanaatimce, Batının izlediği bu yabancı düşmanlığı ve İslamofobia’nın bir tezahürüdür. Bizler, Müslümanlar olarak bu vahşi gelişmelere dur diyebilecek inanca sahibiz. Müslümanlar olarak gerekli adımları atmaya, gerekli mesajları vermeye mecburuz” açıklamasında bulundu.

Tek çare İslâm Birliği’dir

Kamalak, meydana gelen bütün bu gelişmelere karşın İslam’ın mana itibariyle barış ve huzur olduğunu da kaydederek, “İslam, mana itibarı ile zaten “Barış ve Huzur” demektir. Rahmetli Erbakan Hocamız, bu durumu yıllar önce gördüğü için, çözüm yollarını da bizlere göstermiştir. Çözüm; İslam Birliği’dir. Evet; tek çare, İslam Birliği’dir. İyi de İslam Birliği nasıl kurulacaktır? İslam Birliği’nin kurulması için öncelikle, İslam ülkelerinin oluşturduğu bir İslam Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulmalıdır. İslam Ekonomik İşbirliği sağlanmalıdır. İslam Dinarı çıkarılmalı. İslam Kültür Teşkilatı kurulmalıdır. İslam Savunma Paktı; yani İslam NATO’su kurulmalıdır. Aslında İslam Birliği için, genel bir fikir birliği oluşmuş, bir kısım çok önemli adımlar da atılmıştır. Bilindiği gibi; İsrail’in Kudüs’ü işgalinden sonrası, 1969 yılında, İslam Konferansı Örgütü (İKÖ), 1975 yılında da İslam Kalkınma Bankası kurulmuştur. Rahmetli Erbakan Hocamız, karar alma sürecini hızlandırmak ve etkin bir süreci başlatmak için D-8’lerin kuruluşuna öncülük etmiştir. Bilindiği gibi D-8’ler 8 İslam ülkesi tarafından kurulmuştur. Ancak bu birlik bütün İslam ülkelerinin üyeliğine açıktır” şeklinde konuştu.

Popularity: 2% [?]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir